Benzeri görülmemiş günler yaşadığımız bu dönemde, hayatımızda tüm etkilerini hissettiğimiz COVID-19 pandemisi kaçınılmaz olarak iş hukukuna yansımalarıyla beraber cevaplanması gereken birçok soru doğurmakta.
Yeni yeni hayatımıza giren; işyerlerinde ateş ölçülmesi, tıbbi verilerin kaydedilmesi, seyahat geçmişinin sorulması ve kaydedilmesi gibi uygulamalar belli bazı prensiplere uygun olarak yerine getirilmediği takdirde Kişisel Verilerin Korunması Hukuku bakımından sonucu ciddi yaptırımlara varan problemlere neden olabilir.
Bilindiği üzere 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kişisel verilerin niteliği konusunda bir ayrıma gitmiş ve bazı verileri “özel nitelikli kişisel veriler” başlığı altında koruma alanı daha sıkı olacak şekilde sınıflandırmıştır. İlgili Kanun’un 6. maddesi gereğince kişilerin tıbbi verileri özel nitelikli kişisel veri olup, kural olarak ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenmeleri hukuka aykırıdır. Buradaki temel kural işverenin, işçinin tıbbi verilerini işleyebilmesi için ( iş sağlığı ve güvenliği gibi kanundan doğan haller haricinde) işçinin spesifik, bilgilendirmeye dayalı, özgür iradesi ile açık rıza vermesidir.
Bu süreçte öncelikli olarak sağlık hizmetlerinin sağlanması ve kamu sağlığının korunması esas olup Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında özellikle kişilerin sağlık verilerinin ve diğer kişisel verilerin (konum bilgisi, seyahat geçmişi vb.) işlenmesi gerektiği durumlarda veri sorumluluları (iş hukuku kapsamında incelendiğinde şirketler) ve veri işleyenler tarafından söz konusu faaliyetlerin Kanun hükümlerine uygun yürütülmesinin sağlanması ve veri güvenliğine yönelik idari ve teknik tedbirlerin alınması önem arz etmektedir.

Sosyal mesafenin ve kamu sağlığının korunması gerekçeleriyle birçok işyeri imkanlar izin verdiği ölçüde evden çalışma sistemine geçmiş durumda olsa da bu mevcut durumun işverenin ‘veri sorumlusu’ sıfatıyla sahip olduğu sorumlulukları ortadan kaldırmayacağı unutulmamalıdır.
Pandemi Döneminde KVKK
Yukarıda bahsedildiği üzere, içinden geçtiğimiz bu dönem birçok yeni uygulamayı beraberinde getirmiş olup Kişisel Verilerin Korunması Kurumu bu hassas dönemde dikkat edilmesi gereken hususlara değinmiştir.
- Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bu süreçte Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve diğer ilgili mevzuatta belirlenen yasal süreler aynen devam edecektir. Örneğin ilgili kişi kendi verilerine ilişkin bir husus hakkında veri sorumlusu olarak şirkete başvuru yaptığında veri sorumlusunun 30 günlük cevap verme süresi aynen geçerlidir.
- İşyerinde bir çalışanın COVID-19 testi pozitif çıktığı takdirde bu durum önlem amaçlı olarak diğer çalışanlara açıklanabilir. Ancak burada önemli olan husus, sağlık verileri özel nitelikli kişisel veri olduğu için, yapılan bu açıklamada testi pozitif çıkan çalışanın anonimliğinin korunması KVKK açısından büyük önem arz etmektedir.
- İşveren, risk analizi ve durum tespiti yapmak gibi amaçlarla çalışanlarından sağlık verisi toplayabilir, ateş ölçümü yapabilir veya seyahat geçmişi öğrenebilir. Fakat tüm bunlar yapılırken ölçülülük ve gereklilik ilkelerine özen gösterilmelidir. Örneğin Almanya, seyahat bilgisi isterken bunun 3 hafta içinde belirlenen bölgelere yapılan seyahatlerle sınırlı tutulması gerektiğini belirtmektedir. İtalya, Birleşik Krallık, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nde olduğu gibi Türkiye’de de işyeri girişinde çalışanların vücut sıcaklıklarının ölçülmesi yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Burada da elde edilen ve işlenen veri özel nitelikli kişisel veri olduğundan kaydetmeden anlık ölçüm yapmak daha uygun ve veri güvenliği bakımından güvenli olacaktır. Tartışmalara neden olan bir diğer husus vücut sıcaklığı ölçümünün kim tarafından yapılacağıdır. Bu konuda ideal olan işyeri hekimi veya hemşiresi tarafından yapılması olsa da çalışanlardan açık rıza beyanı alınarak belirlenecek başka kişilerce de ölçüm yapılabilir, elbette bu ölçüm yapılırken çalışanların bu işlemin nedenleri ve amaçları konusunda aydınlatılması gerektiği unutulmamalıdır.
- İşyeri, bir çalışanında COVID-19 testinin pozitif çıktığını veya karantinaya alındığını ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirebilir. Burada söz konusu olan kamu sağlığı olduğundan ve aynı zamanda işverenin kanuni yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğinden herhangi bir açık rıza beyanı alınmasına gerek kalmayacaktır.
- Sosyal mesafenin ve kamu sağlığının korunması gerekçeleriyle birçok işyeri imkanlar izin verdiği ölçüde evden çalışma sistemine geçmiş durumda olsa da bu mevcut durumun işverenin ‘veri sorumlusu’ sıfatıyla sahip olduğu sorumlulukları ortadan kaldırmayacağı unutulmamalıdır. İşveren bu süre boyunca kişisel verilerin korunmasına yönelik idari ve teknik tedbirleri almaya devam etmelidir.
