Mirasçılar, yasal mirasçı da olsa atanmış mirasçı da olsa, her durumda muristen intikal eden mal varlığını kabul etmek zorunluluğunda olmadığı gibi mirasın reddedildiği  hallerde mirasçının iş bu durumu bildirmesi gerekir.

Türk Medeni Kanunu’na göre, kişinin ölümü halinde, mirasçılar herhangi bir bildirim olmaksızın murisin malvarlığının halefi olmaktadır. Hukukumuzda yasal mirasçı ve atanmış mirasçı olmak üzere iki çeşit mirasçılık düzenlenmiştir. Yasal mirasçı, doğrudan kanun tarafından sayılmış kişiler olup, atanmış mirasçı ise miras bırakanın iradesi doğrultusunda mal varlığını bıraktığı kişilerdir. 

Mirasçılar, yasal mirasçı da olsa atanmış mirasçı da olsa, her durumda muristen intikal eden mal varlığını kabul etmek zorunluluğunda olmadığı gibi mirasın reddedildiği  hallerde mirasçının iş bu durumu bildirmesi gerekir. Murisin borçlarının miras bırakılan mal varlığını aşıyor olması ve bu hususun biliniyor olması halinde kanun, mirasçıların reddi miras yapmalarına gerek duyulmadığını belirtirken; mirasın borca batık olması kesin olarak bilinmiyor ise, terekenin açılmasından itibaren 3 ay içerisinde bireyler reddi miras davası açabilirler.

Her ne kadar borca batık mal varlığının kimse tarafından kabul edilmeyeceği karine teşkil etse de, Yargıtay kararlarında mirasçıların kanunda sayılan işlemler dışında yaptıkları tasarrufların mirasın kabul edildiğine dair delil teşkil ettiğini belirtmektedir. Paylaşılan Yargıtay kararı ile, murisin borçlarının ödenmesinin mirasın kabul edildiği anlamına geldiğinin kabulü hüküm altına alınmıştır.

T.C. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi – 2016/11054 Esas – 2019/4855 Karar sayılı 28/05/2019 Tarihli kararı:

“Mahkemece, terekenin  borca batık olduğu ancak davacıların  

terekenin vergi borcunu ödemekle terekeyi kabul etmiş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir…

… TMK’nın 610/2 Maddesine göre terekeyi sahiplenen mirasçıların mirası reddetme hakkı bulunmadığından mirasçıların mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadıkları da araştırılmalıdır. Somut olayda davacının murise ait birtakım vergi borçlarını ödeyerek terekeyi sahiplendiği TMK 610/2 maddesine göre terekeyi reddetme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu davacı açısından davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır…”