İşçi, işverene açmış olduğu alacak davasında fazla mesai yaptığını ve bunların ödenmediğini iddia ediyorsa bu iddiasını ispat ile yükümlüdür.
Bu noktada işyeri giriş çıkış kayıtları, bordrolar, yazışmalar, tanık anlatımları delil niteliği taşıyabilir. Eğer ücret bordrolarında işçinin imzası varsa, ihtirazi kayıt bulunmuyorsa aksi kanıtlanıncaya kadar kesin deli niteliğindedir. İşyerinde çalışma bulunmayan dönemler içinse fazla mesai hesaplaması yapılamaz.
Yargıtay Kararı – 9. HD., E. 2019/1976 K. 2021/2347 T. 26.01.2021
Taraflar arasında davacının fazla mesai ücretinin hesabı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla mesai alacağının ödendiği varsayılır. Fazla mesainin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla mesainin yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla mesai olup olmadığı araştırılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı işverene ait işyerinde 04.01.2002-30.10.2015 tarihleri arasında kesintili sürelerle çalıştığı tespit edilmesine karşın, davalı nezdinde çalışılmayan dönemlerin (söz gelimi 17.03.2015-07.06.2015 tarihleri arasında çalışması bulunmamasına rağmen 01.01.2015-30.06.2015 tarihleri arası için 23 hafta üzerinden hesaplama yapılması) fazla mesai hesabı sırasında dışlanmadığı izlenimi edinilmiştir. Mahkemece bu konuda bilirkişiden ek rapor alınarak fazla mesai ücreti talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
